Taylor Swift’in yapay zekâ ürünü müstehcen görüntüleri yayıldı

Aldığı ödüller ve ‘dünyanın en çok kazandıran turnesi’ ile tarihe geçen ABD’li şarkıcı Taylor Swift‘in yapay zekâ ile oluşturulan müstechen fotoğraları sosyal medyanın gündemine oturdu.

Dünyaca ünlü yıldızın, gerçeğinden ayırt etmesi oldukça zor olan sahte görüntüleri, kısa sürede X platformunda yayıldı ve kullanıcılar tarafından milyonlarca kez görüntülendi.

Fotoğrafların, kısa sürede platformdan kaldırılmasına karşın muhtemelen internette dolaşmaya devam edeceği belirtildi.

Swift’ten konuya ilişkin bir açıklama gelmedi. Fotoğrafları kimin yüklediği ise bilinmiyor.

DEEP FAKE: BİR GÜVENLİK TEHDİDİ

ABD eski Başkanı Baracak Obama’nın yüzünün taklit edildiği bir video ile tanıştığımız, yapay zeka destekli “deepfake” teknolojisi ile gerçek dışı videolar üretilebiliyor.

Dijital İletişim Uzmanı Doç. Dr. İlknur Doğu Öztürk‘e göre, “Deepfake önemli güvenlik sorunları yaratma potansiyeli taşıyor.”

Öztürk, “Ses ile dudak hareketlerinin tutarsız oluşu, üretilen sesin tonundaki farklılıklar, mimikler ve kelimelerin uyumsuzluğu gibi ipuçları şimdilik bu teknolojiyi ayırt etmeye imkân veriyor” diyor.

Tabii, bu durum videolar için geçerli, fotoğraflarda ise durum daha karmaşık.

Eğlence amaçlı kullanılan deepfake teknolojisinin günümüzde kişisel ve toplumsal güvenliği tehlikeye sokabilecek potansiyel taşıdığına vurgu yapan Dijital İletişim Uzmanı Doç. Dr. İlknur Doğu Öztürk, İHA’ya demecinde şu ifadeleri kullandı:

“Teknolojinin gelişmesiyle deepfake videolarının kişisel kimlik hırsızlığı, dolandırıcılık, şantaj, linç, taciz gibi kötü niyetli amaçlar için kullanılabiliyor. Ses ve görüntü verilerini kullanarak oldukça gerçekçi videolar üretebilen bu teknoloji, bilgi kirliliği, dezenformasyon ve manipülasyon gibi sorunlara da zemin hazırlıyor. Ayrıca, uluslararası krizlerde kamuoyunu yanıltma, manipüle etme ve hatta belirli grupları provoke etme riski bulunuyor…”

GERÇEĞİ VE SAHTESİ NASIL AYIRT EDİLİR?

Deepfake videolarını ayırt etmenin zorluğuna vurgu yapan Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:

“Kişiyi gerçek ses ve görüntüleri ile gerçeklik algısı oluşturduğu bir kimlikle sunabiliyor. Bireylerin konuşmalarını değiştirerek ya da yepyeni bir metni seslendirmesini sağlayarak adeta hukuki olarak da kişilik haklarını ihlal ediyor. Ayrıca gerçeklik algısı oluşturularak gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarında taraflar arasında zorlayıcı hukuki sürecin yaşanması mümkün. Ses ile dudak hareketlerinin tutarsız oluşu, üretilen sesin tonundaki farklılıklar, mimikler ve kelimelerin uyumsuzluğu gibi ipuçları şimdilik bu teknolojiyi ayırt etmeye imkân veriyor. Özellikle sosyal ağlarda karşılaşılan videoların gerçekliğini sorgularken göz hareketleri önemli bir ipucu niteliğinde. Hiç göz kırpma olmaması, göz hareketlerindeki anormallik gibi detaylara dikkat edilmeli…”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx