İYİ Partili Ağıralioğlu: Bize pusu kurulmasından rahatsızız (2)

‘ADAYLIK BAŞVURUSU YAPMADIM’

Yavuz Ağıralioğlu TBMM’de düzenlediği basın toplantısının ardından soruları yanıtladı. “Bundan sonraki süreçte ne yapacaksınız? İstifa edecek misiniz? İtirazınız, istifaya dönüşür mü?” sorusuna cevap veren Ağıralioğlu; itirazının, İYİ Parti’nin hassasiyetlerinin doğru anlaşılabilmesi çerçevesinde kamuoyuyla paylaşım yaptığını belirterek, “Benim üzerimden, benim bu hassasiyetimle, kendi irademi bu masada konuşulanlardan çekme irademi partime hakarete dönüştürülmesine müsaade etmem. Ben itiraz etsem de bu itirazımın sonuçları nereye gitse de benim üzerimden İYİ Parti’nin milliyetçiliğine, vatanseverliğine, genel başkanından en alt kademedeki mensubuna kadar bir arkadaşımın töhmet altında bırakılmasına müsaade etmem. İYİ Parti’de devletine, milletine düşman olan bir alçağa ‘terörist’ demeyecek bir tane namussuz yoktur. Bir PKK’lıya tebessüm edecek, bir PKK’lının varlığından rahatsız olmayacak bir tane alçak yoktur bizim içimizde. Ben siyaset pratiğini; sözüyle şahsiyetini, haysiyetiyle iradesini birleştirme üzerine yapmış bir kardeşinizim. Ben kendi tercihimi, böyle yapmak zorundayım. Milletim beni dün öyle söyledi, bugün böyle söylüyor diye sevseydi; dün öyle söyler, bugün böyle söylerdim” dedi.

‘HDP, TÜRK DEMOKRASİSİNİN ŞANTAJCISINA DÖNÜŞMÜŞTÜR’Ağıralioğlu, açıklamalarına şöyle devam etti: “Önümüzdeki süreçlere, yürüyeceğimiz yola, edeceğimiz siyasete kilometre taşları döşüyorum. Milletin bizim yürüyeceğimiz yolda hangi ilkelerle göreceğini, millet vicdanına ihbar ediyorum. Biz ‘kazanmak için her yol mübah’ görenler değil, biz Türk milletini bu yoksullukta, yolsuzlukta bu kıskaç içerisinde sarıp sarmalayacaksak partileri ayırmadan bütün bir milleti sarıp sarmalayacağız. Cumhur İttifakı’nın şu anda etrafında toplanmaya, milleti toplamaya çalıştığı yere kalbimizle buna itiraz eden Millet İttifakı’nın da aslında namus borcu bilmek zorunda olduğu hassasiyet iklimine de aslında aklımızla kuvvet vermeye çalışıyoruz. Bu mesuliyetle itiraz ediyorum. İlkesizliği kabul etmiyorum. Bu mesuliyetle masanın, cumhurbaşkanlığı sürecinin, seçimin bir pazarlık konusuna dönüştürülmesine razı olmuyorum. Terör gölgesinde yapılan seçimin, terörün masada oy hesabı parmak hesabı yapılarak siyaseti kirletmesini doğru bulmuyorum. HDP, Türk demokrasisinin şantajcısına dönüşmüştür. Dönüp Cumhur İttifakı’na ve Millet İttifakı’na bize mahkumsunuz diye parmak sallamak bu 50 artı 1 sisteminin onlara sunduğu imkanı şımarıkça kullanma hevesidir. Bu hevesin içerisinde olmaları, onların hakkı olabilir. Ama bizim de mesuliyetimiz, devlet makamlarını bu kabil bir şımarıklığın hedefi olmaktan çıkarmaktır. Sorumluluklarımızdan birisi de budur.”Ağıralioğlu, “İlerleyen süreçlerde itirazların ve şantajın artması üzerine iktidara gelirseniz ne yapacaksınız?” şeklindeki soruyu, “Kırmızı çizgilerimizi Genel Başkanımız da çok iyi ifade etti. Bizim partimiz var. Herkesin bir partisi var ama hepsinin üstünde bir devletimiz var. Hepsinin üstünde bir milletimiz var. Hiç kimseyi tanımayız. Devlet varlığımıza, millet varlığımıza, vatanımıza güvenliğimize, sınırlarımıza, milli stratejik irademize hiç kimseyle pazarlık yapmayız. Benim kalbim buradadır. İYİ Parti’nin siyasi tercihlerini bundan sonra İYİ Parti’nin sözcü ve yetkililerine sormak zorundasınız” diye yanıtladı.’BEN O OYLAMADA YOKTUM’Ağıralioğlu, “Cumhurbaşkanlığı adaylığı için dün parti olarak bir grup kararı aldınız. Partinizin bu kararı yeniden mi gözden geçirmesini istiyorsunuz?” sorusuna, “Partimizin yetkililerine soracaksınız. Ben partim adına konuşmuyorum. Ben kendi adıma konuşuyorum. Ben o oylamada da yoktum” dedi.’HUZURSUZLUK ÇIKARMAYA, ANLAŞMA BOZMAYA GAYRET ETMİYORUM’İstifa edip etmeyeceğine ilişkin de Ağıralioğlu, “Benim bu itirazım, Türk demokrasisinin problemlerinden birisi, parti içi demokrasinin hemen finale dönmesidir. Ben itirazımı, milletin duyacağı, kalbinin, vicdanının beni anlayacağı şekilde söylüyorum. İtirazımın sonuçları nereye varırsa, ben o sonuçları bedel olarak da ödemeye razı olan tarafı temsil ediyorum. Huzursuzluk çıkarmaya, anlaşma bozmaya gayret etmiyorum. Türk demokrasisinin bana verdiği hakkı kullanıyorum. Haramla, yalanla kazanmaktansa doğrulukla kaybetmeyi göze alanlardanız. PKK’ya müsamaha yok, bölücülüğe, cüretkarlık imkanı tanımak yok” değerlendirmesinde bulundu.YENİDEN ADAYLIK BAŞVURUSU Ağıralioğlu, milletvekili adaylığı başvurusunda bulunup bulunmadığına yönelik soruya da aday adaylığında bulunmadığını açıklayarak, bundan sonraki süreçte partisinde nasıl bir yol izleyeceğine ilişkin, “Başvuru yapmadım. Ben itirazlarımı yaptım. Partimizde siyasi olarak yetkili kurulları ne dilerlerse öyle yaparlar. Ben itiraz ediyorum, itirazlarımla yürüyorum. Genel Başkan’ın ‘vicdanınız ile benim talimatlarım arasına sıkışırsanız’ diye mümtaz bir tembihi vardır. ya da ‘grup kararıyla vicdanınız arasına sıkışırsanız asla vicdanınızı terk etmeyin’ talimatı, hem gücüm hem kuvvetim hem de irademdir” dedi.’PARTİNİN YETKİLİSİ OLARAK DEĞİL, KENDİ ADIMA KONUŞUYORUM’Ağıralioğlu şöyle devam etti: “Partinin yetkilisi olarak değil, kendi adıma konuşmuyorum. Daha önce de ‘terörün gölgesinin düştüğü yerde olmam’ dedim. HDP’nin PKK’yla eşitlenen siyasi hesapsızlığına itiraz ettim. Bunları dememiş gibi davranmamı istiyorsanız ben bunu yapmayacağım. Eğer bu devam ederse ‘Ben bu vebale ortak olmayacağım’ diyeceğim. Hukuk ihlalini kimin yaptığı değil, kimin neyi ihlal ettiğini konuşacaksınız. Ben burada vicdanla konuşuyorum. Türk milleti kendi problemlerine söven adamlardan yoruldu. Problemi çözen bir irade lazım. Muhalefetin vazifesi iktidara benzememektir. Ahlaki üstünlüğü kaybetmemek lazım. Ben bu itirazların bedelini ödeyerek bugünlere geldim. Sonucu nereye giderse o bedeli öderim.”‘ARKADAŞLAR İZLEMESİNİ (AKŞENER’İN) FAYDALI GÖRÜYORLARSA İZLETİYORLARDIR’

Bir başka soru üzerine Ağıralioğlu, basın toplantısından İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in bilgisinin olmadığını belirterek, “Şimdi takip etme fırsatı varsa izliyordur ya da arkadaşlar izlemesini (Akşener’in) faydalı görüyorlarsa izletiyorlardır. Her tarafta milliyetçilik merkezli tanımın içerisine kendini sokan, siyasi aidiyetleri dolayısıyla uzun siyasi mücadelelerden gelen bir dünya siyasi ekol vardır. Bu siyasi ekollerin her biri birbirleriyle münasebetlerinde özensiz bir dil kullanıyorlar. Bu özensizliğin sebep olduğu bir süreç de var. Yani bugün yüzde 3’e, 5’e, 1’e, yarım oylara, hatta sandığa girmemiş olduğu halde oyları üzerinden devlet millet imkanlarının tarafı haline getirilen bir sistem yaratıyoruz. Seçime girmemiş, sandık görmemiş, oyunun ne olduğu belli değil ama memleket yönetiminde nüfuzu var, inisiyatifi var. Buna sebep olanların başında Türk milliyetçilerinin dağınıklığı, başka partilerde birbirlerini itham ettiğini düşünenlerdenim. Bu seçim bunun son seçimidir diyorum. Önümüzdeki seçimin belirleyeni, yöneteni, imza atanı, karar vereni, program uygulayanı biz olacağız” diye konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir